Merhabalar, bu yazıda sizlerle yakın zamanda bitirmiş olduğum Crysis 2 oyununun incelemesini paylaşacağım. Crysis bilindiği üzere kurucularının Türk olduğu Crytek şirketi tarafından yapıldı. Dünya oyun piyasasını da yerinden oynattı diyebiliriz bu oyun için. Umarım inceleme dosyasını beğenirsiniz.

Tarih Nanojenlerle Yazılır

Crysis’in ilk oyununda Nomad isimli çok yüksek rütbeli olduğu için Nanosuit giymeye hak kazanmış olan bir askeri yönetiyorduk ve Korelilerden bir araştırma grubunu kurtarmak için çıktığımız görevin aslında çok daha karmaşık olduğunu ancak işin içine uzaylılar da karışınca anlıyorduk. Warhead ek paketinde ise ilk oyundaki başka bir Nanosuit giyen bir askeri, Sayko’yu oynuyorduk ve ilk oyundaki olayları bir de onun gözünden görme şerefine erişiyorduk.

Crysis 2’de ise sıradan bir deniz piyadesini, Alcatraz’ı oynuyoruz. Alcatraz her ne kadar sıradan bir asker olsa da çok iyi silah kullanıyor. Alcatraz’ın tek kusuru hiç konuşmaması! Bunu da çok sorun etmeyiz heralde. Bu arada ekleyelim: Crysis serisi her şey dahil tamamen Türkçe bir oyun.

Pırafıt, Purofıt – Kim Bu Ya?

Oyunun en başında ciddi olduğu anlaşılan bir mesele yüzünden bir denizaltıyla New York’a çıkartılmak için bekliyoruz denizaltında. Ardından olan oluyor ve denizaltı vuruluyor, biz de denizaltıdan çıkıp yüzeye doğru yüzüyoruz ve daha ne olduğunu anlayamadan ağır ateş altında kalıyoruz. Ancak şans eseri kurtuluyoruz ve karizmatik giysiler içindeki siyah prensimiz tarafından ateş hattından uzağa, güvenli bir yere taşınıyoruz. Ayıldığımızdaysa üzerimizde o karizmatik giysi, yanı başımızda da garip pijamalar içinde (!) ölü yatan bir siyah adam görüyoruz. Ardından ortaya çıkan bir video kaydı ile o ölü yatan adamın Prophet olduğunu ve bize giysisini, aynı zamanda da üstlendiği görevini devrettiğini öğreniyoruz.

Peki Prophet kim? Bu Prophet denen güçlü adam ilk Crysis oyunundaki Nanosuit’ler içindeki askerler ordusunun başındaki komutan. İlk oyunda kendisini çok yakından tanıyamamış olsak da bu oyunda tüm sırlarını tek tek keşfediyoruz ve şaşırıyoruz!? Onunla ilgili spoiler vermeyeceğim, oynayın kendiniz görün her şeyi. Ancak şunu söyleyebilirim ki Prophet gerçekten gizemli biri.

Nanosuit, O Bir Uzaylı Teknolojisi

Prophet bize nano giysisini bıraktığında pek etkilenmiyoruz başta, ama sonradan giysinin özelliklerini tek tek keşfettikçe kalkıp göbek atıyoruz, çünkü bu giysi gerçekten çok manyak. Öncelikle söylemeliyim ki artık nanosuitin kontrolleri çok daha kolay. Klavye için ayarlanabilir 2 kısayol tuşu tüm işimizi görüyor. Yani artık farenin orta tuşuyla uğraşmıyoruz. Nanosuit güçleri artık üçe indirilmiş, bunlar maksimum zırh, görünmezlik ve maksimum güç. Eskiden olan maksimum hız ise artık maksimum güç ile birleştirilmiş, yani aynı anda hızlı koşarken direk olarak güçlü bir zıplama da gerçekleştirebiliyoruz. Bu güçleri açıklayacak olursak:

Maksimum zırh eskiye nazaran artık durduk yerde zırhımızın enerjisini yiyor. Vuruldukça da enerjiyi su gibi içiyor. Adından anlaşılacağı üzere giysiyi nanojenler sayesinde bir canavara çeviriyor, vuruldukça enerji kaybının direk candan değil de zırhtan gitmesini sağlıyor. Ayrıca çok yükseklerden atlarken de can sağlığımızı korumamıza yarıyor.

Maksimum güç durduk yerde enerji harcamıyor, ancak koştukça ve yüksek atlama yaptıkça enerjiyi çabucak bitiriyor. Tabi çeşitli giysi güncellemeleri sayesinde bu giysi enerjisinin harcanma düzeyini biraz daha kısmak mümkün.

Görünmezlik modu maksimum zırhla beraber iyi bir oyuncunun elinde çok güçlü bir özelliğe dönüşebiliyor. Neredeyse tamamen görünmez olmanıza olanak sağlayan görünmezlik modu hareket etmediğiniz sürece enerjiyi tasarruflu bir şekilde harcıyor. Tabi hareket ederken harcanan enerjiyi de giysi güncellemeleriyle kısmak mümkün. Görünmezlik modu var diye düşmanın gözünün dibine kadar giderseniz sizin için pek hayırlı olmuyor tabi ki.

Buraya bir de aslında güç olmamasına karşın taktiksel açıdan çok önem arz eden başka bir nanosuit özelliğini ekleyebiliriz. Taktiksel Görüş modu sayesinde bulunduğumuz ortamda en iyi taktiksel seçenekler bize sunuluyor, tüm cephaneliklerin ve silahların konumu beliriyor, bu da yetmezmiş gibi istenilen hedef işaretlenerek takip altına alınabiliyor. Şahsen arada bir cephaneliklerin yerini bulmak için kullandım ben, onun haricinde biraz zevk için kullandım bu özelliği.

Nano görüş diye başka bir özelliği daha var giysimizin, o da termal kameraya çeviriyor ekranı ve iyi enerji harcıyor. Şahsen multiplayer haricinde görünmez düşmanlarla neredeyse hiç karşılaşmadığımız için normal oyunda çok gereksiz, üstelik aşırı dumanlı yerlerde bile bu güce pek ihtiyaç duymuyoruz. Aşırı enerji harcamasıyla bu gücü kullanmak size kalmış.

Gel Babana Seni Gidi Sürüngen

Crysis 2 baştan sona New York’ta geçiyor. Şehir çok güzel tasarlanıp aktarılmış oyuna; koca koca gökdelenler, uzaylı yapıtları ve daha neler neler… Gelgelelim zaten asıl eğlence de uzaylıların oyuna dahil olmasıyla başlıyor. Oyunda CELL adlı kötü bir askerî birliğin dışında bir de uzaylılarla kapışıyoruz ve bu da yetmezmiş gibi hem biz, hem CELL askerleri, hem de uzaylılar aynı anda bir çatışmaya dahil olabiliyoruz. Geleni vur gideni vur, çok zevkli. Oyunda bir de Amerikan askerleri var ki onlar iyi insanlar ve onlarla nerede karşılaşsak bize yardımcı oluyorlar. Peki işe yarıyorlar mı, evet! CELL askerleri hep aynı olsa da uzaylılar çeşitlilik konusunda tekdüze değiller. Ayrıca bu uzaylıların bir diğer özelliği de onlardan çıkan nanojenler sayesinde giysimizin çeşitli özelliklerini güncelleyip daha ölümcül yapabiliyor olmamız.

Uzaylıları incelersek en dandik uzaylının bize saldıramayan ve 20 nanojen sağlayan hamamböceği tarzı sürüngenler olduğunu göreceğiz. Oyunda en çok karşılaşılan düşman tipi ise 100 nanojen sağlayan hafif zırhlı uzaylılar. Bunların özellikle arkadan öldürme animasyonları çok güzel. Bu uzaylı tipinin bir üst modeli olan orta zırhlı uzaylı ise 300 nanojen sağlıyor ve kesinlikle çok kolay ölmüyor. 500 nanojenlik uzaylılar ise gerçekten çok aşmışlar kendilerini. Çok güçlü zırhlarına ek olarak bir de ağır makineli silahları var ki bu da onları karşı karşıya gelerek öldürülemez kılıyor. Üç bazuka ateşiyle ölebiliyorlar. 2000 nanojenlik Sinyalci adındaki uzaylılar ise neyse ki çok ama çok az çıkıyorlar karşımıza ve onları öldürmek gerçekten çok zor. Epey uzun olan bu yaratıklar sürekli nanosuitin enerjisini bloke eden enerji dalgaları yayıyorlar ve çok güçlü silahlara sahipler. Ayrıca zırhları da çok kalın olan bu uzaylılar iyi bir siper bulmadan rahatsız edilmemeliler. Son uzaylı türü ise 5000 nanojen sağlayan görünmez uzaylılar ki onlarla sadece oyunun en son bölümünün en sonunda karşılaşıyoruz! Neyse ki bence çok kolay lokma kendileri.

Hey, Alcatraz!

Oyun genel anlamda güzel bir senaryoya sahip. Kesinlikle uzun bir senaryo ve umulmadık sürprizlerle daima kendisine oyuncuyu bağlıyor. Sadece sonunu beğenmedim oyunun, tıpkı Alaycı Kuş kitabının sonu gibi, kalitesiz bir son olmuş. Ben ilk oyundaki Nomad ya da Sayko’nun oyuna karışmasını felan beklerdim, ama kısmetimiz değilmiş.

Crysis 2’nin yapıldığı oyun motoru CryEngine 3. Gayet dehşet bir oyun motoru bu ve hem çok iyi fizikler, hem de çok iyi grafikler sunuyor. Oyunda da bu grafik olayını derinden görüyoruz, çünkü grafikler çok güzel. Grafikler konusundaki tek sıkıntı ince ayarın mümkün olmaması. Üç tane hazır grafik modundan birini seçiyoruz ve en dandikleri bile çok güçlü bir bilgisayar istiyor.

Yapay zekadan söz etmem lazım çünkü çok saçmalayabilen bir zeka olmuş bu. Kesinlikle düşmanlar çok zeki değil, ateş güçlerini ve zırhlarını iyi kullanıyorlar onlar. Ama yine de dandik bir zeka da beklemeyin, yeri geliyor düşmanlar siper alabiliyor. Ama buradaki kötü şey oyunda özellikle ilerleyen zamanlarda bolca bir duvara doğru umutsuzca koşan düşman görmemiz. Bu bizim için iyi birşey aslında çünkü onları arkalarına geçip rahatça öldürebiliyoruz bu hata sayesinde.

Sende Niye Nanosuit Var Kardeş?

Crysis 2’nin en zevkli kısmı multiplayer kısmı, çünkü her oyuncu nanosuitleri ve yapay olmayan zekalarıyla ayrı birer mücadele bizim için. Multiplayer modunda pek çok açılabilir künye mevcut, bu künyeler nickimizin yanında görsel olarak yer alıyorlar. Bir seviye sisteminin olduğu multiplayer modunda olay 5. seviyeden sonra başlıyor çünkü o zaman kendi Custom Class’ımızı, yani kendi sınıfımızı oluşturabiliyoruz. Silahlarımızı ve güçlerimizin ekstra özelliklerini tamamen kendimize göre ayarlayabiliyoruz ki bu bence çok güzel bir şey. Multiplayer kısmındaki modlar arasındaki en ilginç mod uzaylı kapsüllerini en uzun süre elimizde tutmaya çalıştığımız oyun modu. Bu modda takım hâlinde çalışmadıkça uzun süre kapsüllerin egemenliğini elinizde tutamazsınız. Onun dışındaysa takım hâlinde bodoslama savaştığımız mod idolüm. Herkesin kendi başına olduğu diğer mod ise pek güzel değil bence.

Bu multiplayer olayının dışında oyunda bir de ekstra içerik menüsü var. Buradan oyun içi videoları tekrar izleyebiliyor, oyunun tüm müziklerini dinleyebiliyor, çeşitli toplanabilir e-mail’leri okuyoruz. Ayrıca oyun görsellerinin olduğu bir başka ekstra da mevcut. Müzik menüsü bana göre çok gereksiz olmuş, söylemeden de edemeyeceğim.

Kaç Verelim Sana Alcatraz?

Crysis 2 oyunu kesinlikle güzel bir oyun. Gerek normal oyun modu, gerek multiplayer modu oyunu epey uzun bir oynanış süresine sahip kılıyor. Garip yapay zekası, gelişmiş haritaları, nanosuit olayı, toplanabilir içerikleri, düşmanın boynunu kırma mevzusu ve tabi ki grafikleri bu oyunu bir baş yapıt yapıyor. Notumu da ona göre veriyorum ve Crysis 3’ü beklemeye koyuluyorum.

NOT: 94/100

Yorumlar
  1. Fast Game Studios diyor ki:

    Arkadaş bu oyunu incelemeye gerek yok bence çünkü bu oyunu anlatmaya kelimeler yetmez okadar yani 😀

  2. tarkan diyor ki:

    crysis 1 ve ek paketini oynamıştım crysis 2ye başladım ama pek zevk almadım.. o yüzden yarıda kaldı bitiremedim.. aslında bu tür oyunların çoğunu oynadım hatta ilk medal of honor la başlamıştım.
    call of duty, oil war vb.. yasir hocamında yukarıda anlattığı gibi yapay zeka pek başarılı değil hatta tüm oyunlar için geçerli bu.. son zamanlarda online oyunlar daha çok ilgimi çekiyor.. özellikle wolf team,point blank bunlar favorilerim bir ara travian bile oynamıştım strateji oyunu.. on line oyunlarda bir yapay zeka yok tamamen gerçek bir zekayla mücadele ediyorsun..

    son olarak şunu söylemek istiyorum.. amerikada FPI,SWAT ve bazı özel ordu birliklerin ajanlarının eğitiminde kullanılan bir oyun oynadım geçen sene yani o eğitim similatorleri baz alınarak tasarlanmış bir oyundu.. 8 kişilik bir ekibi yönetiyorsun oyunda. yine bu crysis gibi oyunlardaki tüm aksiyonlar var …tabi her zamanki gibi teröristlerle savaşıyorsun ve taktikler yapman gerekiyor..
    yani hem aksiyon hemde strateji aynı oyunda ..ben çok beğendim..
    ve bu kadar iyi yapay zeka hiçbir oyun da görmedim..
    muhtemelen nasa mühendislerine yaptırılmıştır 🙂
    bence bir bakın….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s